Hakan Eroğlu'nun kaleminden

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 27.01.2024 - 12:18, Güncelleme: 19.02.2024 - 13:48
 

Hakan Eroğlu'nun kaleminden

Hakan Eroğlu'nun kaleminden ''Nükleer''
İnsanlar; yaşamlarını devam ettirebilmek ve sonrasında kolaylaştırmak amacıyla enerjiyle iç içe yaşamını sürdürmektedir. Bu süreç içerisinde istek ve ihtiyaçlar zamanla nitelik ve nicelik bakımından farklılık göstermiş ve enerjiye bağımlılığın çehresi de değişmiştir. Bugün hiç halim yok ya da arabaya yakıt koymam gerekiyor, şarjım bitti, havalar soğudu doğalgazı yakmak lazım, akşam oldu elektrikleri açıver gibi günlük rutinde kullandığımız her şey aslında enerjinin konusudur. Enerji; en sade tanımla iş yapabilme kapasitesi olarak adlandırılır. Enerji kaynakları yenilenebilir ve tükenebilir (yenilenemez) olmak üzere iki şekilde sınıflandırılır. Bu sınıflandırmaya göre, sürekli ve tekrar tekrar kullanılabilen, sınırsız varsayılan, kısa sürede yerine konulan enerji kaynaklarına yenilenebilir enerji kaynakları; ( güneş, rüzgâr, biokütle, jeotermal gibi) kullanıldığında kendini yenileyemeyen ( kömür, petrol, doğalgaz, nükleer enerji gibi )enerji kaynakları ise yenilenemez enerji kaynakları olarak bilinmektedir. Nükleer enerji, temiz enerji sınıflandırmasında olup atom çekirdeğinden elde edilen bir enerjidir ve nükleer reaktörler aracılığıyla ortaya çıkarılarak diğer enerji çeşitlerine dönüştürülür. Nükleer enerji, 1896 yılında Fransız fizikçi Henri Becquerel tarafından, uranyum bileşiklerinin fotoğraf plakaları ile yan yana durması neticesinde bu plaklar üzerinde görünür ışık gibi değişiklikler oluşturması sonucunda keşfedilmiştir.  Nükleer enerji, fisyon ( bölünme) veya füzyon (birleşme) sonucunda ortaya çıkan bir enerjidir. Fisyon reaksiyonun elde edilmesinde kullanılan, nükleer enerjinin hammaddeleri uranyum ve toryumdur. Günümüzde nükleer enerjinin üretilmesinde uranyum daha yoğun biçimde kullanılmaktadır. Toryum elementi de nükleer enerji kullanımında geleceğin hammaddesi olarak gösterilmektedir. Türkiye’deki toryum yatakları araştırıldığında dünyanın en büyük toryum rezervine sahip ülkelerden biri konumunda olduğumuz söylenebilir. Bu gelecek adına umut verici bir gelişmedir. Teknolojik sorunların çözülmesi yine teknolojik alt yapı olarak aşama kaydedilmesi şartıyla, Türkiye, nükleer enerjinin hammaddesi olan toryum açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Nükleer enerji ham madde hacmine göre oldukça yüksek miktarda enerji sağlar. Bir nükleer enerji santralinde, 1 tonluk uranyum yakıtı, binlerce ton kömürün verdiği enerjiyi verecek kadar etkilidir. IEA (International Energy Agengy-Uluslararası Enerji Ajansı) raporlarında da belirtildiği gibi 1 kg kömür ile 3 kWh ve 1 kg petrol ile 4 kWh elektrik enerjisi üretilebilirken 1 kg uranyum ise 50.000 kWh elektrik enerjisi üretilmesine olanak sağlamaktadır. Nükleer enerjiden yararlanılması enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacaktır.   Ancak nükleer enerji konusunda ülke olarak epey geride kaldığımız ortadadır. Süreci incelediğimizde gelişmiş birçok ülkenin 1939 yılından beri nükleer enerjiden faydalandığı görülmektedir. Özellikle 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizi ülkeleri yeni arayışlara itmiş buda nükleer santrallerin kurulumunu hızlandırmıştır. Nükleer enerjinin diğer kaynaklara oranla daha az yakıtla çok daha fazla enerji kazanımı sağlaması, atmosfere en düşük sera gazı salınımı gerçekleştirmeleri nedeniyle temiz enerji kaynaklarından biri olması tercih sebeplerindendir. Tabi ABD’de, Çernobil’de, Fukuşima’ da yaşanan kazalar akılları karıştırsa da nükleer santraller tüm dünyada kurulmaya devam etmektedir. Bugün Dünya üzerinde 400'den fazla nükleer enerji santrali vardır ve bunlar dünyanın toplam elektrik ihtiyacının %15'ini sağlayacak kapasitede çalışmaktadırlar. Örneğin Fransa, elektrik ihtiyacının %77'sini, Belçika %48’ini, Almanya’da %26’sını, ABD’de %20’sini, Japonya’da %29’unu nükleer enerjiden sağlamaktadır.             Enerji her anlamda çok önemlidir, gereklidir ve aynı zamanda “güç” demektir. Ancak ülkeler güçlü olmak için maalesef her türlü yolu mubah görmektedir. Bugün dünyada güç savaşı yaşanmakta ve diğer ülkeler üzerinde söz sahibi olabilmek için insanlık suçu dahi işlenebilmektir. Enerji; ülkelerin yıkılıp yeniden haritalar çizilmesine vesile olan, uğruna savaşlar verilip acımasızca kan akıtılan, siyasi, ekonomik, stratejik bir güç unsurudur ve yakın gelecekte dünyanın bir enerji krizi ile karşı karşıya gelmesi muhtemeldir. Türkiye; jeopolitik olarak önemli bir noktada ancak zor bir coğrafyadadır. Bir ülke için büyümek, gelişmek, kalkınmak yeterli enerji kaynaklarına sahip olunmasıyla mümkündür. Güçlünün güçsüzü ezmeye çalıştığı, yok saydığı bu şerefsiz düzende güçlü olmak bir zorunluluktur.   Peki, durum böyleyken; Dünyada ABD ve AB’ndeki gelişmiş ülkeler başta olmak üzere nükleer enerji konusunda bunca mesafe almışken bizim çok gerilerde kalmamız ve ülkemizde hiç NGS olmaması ilginç değil midir?   Hakan Eroğlu  
Hakan Eroğlu'nun kaleminden ''Nükleer''

İnsanlar; yaşamlarını devam ettirebilmek ve sonrasında kolaylaştırmak amacıyla enerjiyle iç içe yaşamını sürdürmektedir. Bu süreç içerisinde istek ve ihtiyaçlar zamanla nitelik ve nicelik bakımından farklılık göstermiş ve enerjiye bağımlılığın çehresi de değişmiştir. Bugün hiç halim yok ya da arabaya yakıt koymam gerekiyor, şarjım bitti, havalar soğudu doğalgazı yakmak lazım, akşam oldu elektrikleri açıver gibi günlük rutinde kullandığımız her şey aslında enerjinin konusudur.

Enerji; en sade tanımla iş yapabilme kapasitesi olarak adlandırılır. Enerji kaynakları yenilenebilir ve tükenebilir (yenilenemez) olmak üzere iki şekilde sınıflandırılır. Bu sınıflandırmaya göre, sürekli ve tekrar tekrar kullanılabilen, sınırsız varsayılan, kısa sürede yerine konulan enerji kaynaklarına yenilenebilir enerji kaynakları; ( güneş, rüzgâr, biokütle, jeotermal gibi) kullanıldığında kendini yenileyemeyen ( kömür, petrol, doğalgaz, nükleer enerji gibi )enerji kaynakları ise yenilenemez enerji kaynakları olarak bilinmektedir.

Nükleer enerji, temiz enerji sınıflandırmasında olup atom çekirdeğinden elde edilen bir enerjidir ve nükleer reaktörler aracılığıyla ortaya çıkarılarak diğer enerji çeşitlerine dönüştürülür. Nükleer enerji, 1896 yılında Fransız fizikçi Henri Becquerel tarafından, uranyum bileşiklerinin fotoğraf plakaları ile yan yana durması neticesinde bu plaklar üzerinde görünür ışık gibi değişiklikler oluşturması sonucunda keşfedilmiştir.  Nükleer enerji, fisyon ( bölünme) veya füzyon (birleşme) sonucunda ortaya çıkan bir enerjidir. Fisyon reaksiyonun elde edilmesinde kullanılan, nükleer enerjinin hammaddeleri uranyum ve toryumdur. Günümüzde nükleer enerjinin üretilmesinde uranyum daha yoğun biçimde kullanılmaktadır. Toryum elementi de nükleer enerji kullanımında geleceğin hammaddesi olarak gösterilmektedir. Türkiye’deki toryum yatakları araştırıldığında dünyanın en büyük toryum rezervine sahip ülkelerden biri konumunda olduğumuz söylenebilir. Bu gelecek adına umut verici bir gelişmedir. Teknolojik sorunların çözülmesi yine teknolojik alt yapı olarak aşama kaydedilmesi şartıyla, Türkiye, nükleer enerjinin hammaddesi olan toryum açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Nükleer enerji ham madde hacmine göre oldukça yüksek miktarda enerji sağlar. Bir nükleer enerji santralinde, 1 tonluk uranyum yakıtı, binlerce ton kömürün verdiği enerjiyi verecek kadar etkilidir. IEA (International Energy Agengy-Uluslararası Enerji Ajansı) raporlarında da belirtildiği gibi 1 kg kömür ile 3 kWh ve 1 kg petrol ile 4 kWh elektrik enerjisi üretilebilirken 1 kg uranyum ise 50.000 kWh elektrik enerjisi üretilmesine olanak sağlamaktadır. Nükleer enerjiden yararlanılması enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacaktır.  

Ancak nükleer enerji konusunda ülke olarak epey geride kaldığımız ortadadır. Süreci incelediğimizde gelişmiş birçok ülkenin 1939 yılından beri nükleer enerjiden faydalandığı görülmektedir. Özellikle 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizi ülkeleri yeni arayışlara itmiş buda nükleer santrallerin kurulumunu hızlandırmıştır. Nükleer enerjinin diğer kaynaklara oranla daha az yakıtla çok daha fazla enerji kazanımı sağlaması, atmosfere en düşük sera gazı salınımı gerçekleştirmeleri nedeniyle temiz enerji kaynaklarından biri olması tercih sebeplerindendir. Tabi ABD’de, Çernobil’de, Fukuşima’ da yaşanan kazalar akılları karıştırsa da nükleer santraller tüm dünyada kurulmaya devam etmektedir. Bugün Dünya üzerinde 400'den fazla nükleer enerji santrali vardır ve bunlar dünyanın toplam elektrik ihtiyacının %15'ini sağlayacak kapasitede çalışmaktadırlar. Örneğin Fransa, elektrik ihtiyacının %77'sini, Belçika %48’ini, Almanya’da %26’sını, ABD’de %20’sini, Japonya’da %29’unu nükleer enerjiden sağlamaktadır.


            Enerji her anlamda çok önemlidir, gereklidir ve aynı zamanda “güç” demektir. Ancak ülkeler güçlü olmak için maalesef her türlü yolu mubah görmektedir. Bugün dünyada güç savaşı yaşanmakta ve diğer ülkeler üzerinde söz sahibi olabilmek için insanlık suçu dahi işlenebilmektir. Enerji; ülkelerin yıkılıp yeniden haritalar çizilmesine vesile olan, uğruna savaşlar verilip acımasızca kan akıtılan, siyasi, ekonomik, stratejik bir güç unsurudur ve yakın gelecekte dünyanın bir enerji krizi ile karşı karşıya gelmesi muhtemeldir. Türkiye; jeopolitik olarak önemli bir noktada ancak zor bir coğrafyadadır. Bir ülke için büyümek, gelişmek, kalkınmak yeterli enerji kaynaklarına sahip olunmasıyla mümkündür. Güçlünün güçsüzü ezmeye çalıştığı, yok saydığı bu şerefsiz düzende güçlü olmak bir zorunluluktur.

 

Peki, durum böyleyken; Dünyada ABD ve AB’ndeki gelişmiş ülkeler başta olmak üzere nükleer enerji konusunda bunca mesafe almışken bizim çok gerilerde kalmamız ve ülkemizde hiç NGS olmaması ilginç değil midir?

 

Hakan Eroğlu

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bafrahaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Öğrt.
(28.01.2024 12:33 - #624)
Kaleminize sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bafrahaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.